Türkiye 12 Haziran 2011 tarihinde genel seçimlere hazırlanırken.

ܓܒܐ ܕܦܘܪܩܢܐ ܕܐܬܘܪ
Assyria Liberation Party
6 juni 2011 21:28
Türkiye 12 Haziran 2011 tarihinde genel seçimlere hazırlanırken.
Yirmibirinci yüzyılın başlarına girerken bir türlü Demokrasi yolunu tutturamayan Türkiye, 12 Haziran 2011 tarihinde seçimlerin Demokratik bir ortamda yapılmasından bahsederken, herhalde Türkiye Cumhürriyeti yöneticilerinin zihniyet tarzının Demokrasi temelinden çok uzakta olduğunu farkında bile olmadıklarını göstermektedir.

Türkiye 12 Haziran 2011 tarihinde genel seçimlere hazırlanırken.
Yirmibirinci yüzyılın başlarına girerken bir türlü Demokrasi yolunu tutturamayan Türkiye, 12 Haziran 2011 tarihinde Seilerin Demokratik bir ortamda yapılmasından bahsederken, herhalde Türkiye Cumhürriyeti yöneticilerinin zihniyet tarzının Demokrasi temelinden çok uzakta olduğunu farkında bile olmadıklarını göstermektedir.

Her zaman olduğu gibi, bu günkü Türkiyeninde sık sık bir Hukuk Devletinden, Layiklik ve Demokratileşme sürecinden bahsederken, her halde Demokrasinin ve Hukukun kendi zihniyet ve idalarına göre uygulanmasını anlamaktadırlar. Gelişmiş Ülkelerde Hukukun ve Demokrasinin üstünlüğü titizlikle korunurken, Türkiyedeki Demokrasi ve Hukukun gelişmiş Ülkelerle mukayese edecek olursak Türk Demokrasisi sapan lastiğine benzemektedir, yani Türkiye Cumhürriyeti Devletinde hic bir zaman Demokrasi ve Hukukun doğru dürüst islenmediğini görülmektedir.
Türkiyedeki Azınlıkların seçim sahasındeki rölü.
Türkiyedeki Azinliklarin Tükiye Cumhürriyeti Devleti kuruluşundan beri doğal olan haklarından men edilmişlerdir ister Dini özgürlük bakımından ister Irk ayırımı bakımından ister siyasi ve kültürel bakımdan onlara hiç bi rahat nefes imkanı sağlanmamıçtır. 1923 Lozan antlasmaşını hiçe sayarak, Azınlıklara karşı sistematik bir şekilde uyguladığı asimilasyon politikasi bu güne kadar devam etmiştir. 12 Haziran genel seçimlerine gelince, öyle görünüyörki 94 yıl sonra Türk siyasetçilerin jetonu yeni düşmüş demektir. Şu ana kadar bunlar neredeydiler, yoksa bunca zaman içerisinde Azınlıklara karşı uyguladıkları asimilasyon politikalarıyla Azınlıkların yok olmalarınımı beklediler acaba? Şu ana kadar özelikle Gayrimüslüm olan Azınlıklar Asuri, Ermeni, Rum ve Yahudilerin polis gibi küçük bir devlet memuru olmaya hakı yokken, ne olduki şimdi birden bire bu Azınlıklardan bir kaç Milletvekili adaylarını kabul ediyorlar acaba? Demeki yarın Türkiye Cumhürriyeti Devleti Basbakanı bir Asuri kökenli olsada şaşırmamak gerek¨! Böyle gösteriyörki Türkiye Cumhürriyeti Devletinin Demokrasi ve İnsan Hakları ortamında bir hayli genişlediğini göstermektedir. Keşke göründüğü gibi gerçek olsaydi, ama malesef hiç de göründüğü gibi deyildir. Aslında bu oyunun arkasında yine bir şeylerin döndüğüne inanılmaktadir. Çünkü öyle görünüyörki bu son zamanlarda Avrupa Birliği- Birleşmiş Milletler, ABD ve Uluslararasi İnsan Hakları Kuruluşlari Raporlarında Türkiyeye karşı son derece k
ı
ritik haberler yansımaktadır. Bu yüzden Türkiye Uluslararası İnsan Hakları alanında kendini Demokratileşme sürecinde temize çikarmak için 12 Haziran seçimlerinde Gayrimüslüm olan Azınlıklardan bir kaç kişi Milletvekili adayliğina almak istediğini tahmin edilmektedir. Zaten bunların yaklaşık bir ay önce, Türkiye Azınlıklar için açılıyor başlıklı makalelerle Amerikan ve Avrupa yılık Raporlarına ve en büyük gazetelerine bile yansımıştır. Bu meseleyi Uluslararası medya kuruluşlarına neden ve kimin taşıdığınıda zaten belidir. Yaklaşık iki ay önce de Dişişleribakanı Ahmet Davutoğlu Fransaya Türkiyeyi temsil edecek bir Ermeni kökenli Büyükelçi atacağını söylemişti. Neden Fransaya neden bir Ermeni kökenli Büyükelçi. Çünkü Fransanın 2001 yılında Ermeni Soykırımını kabul etmişti ve o zaman Türkiyeyle Fransa arasında gergin günler yaşanmıştı, bu yüzden A.Davutoğlu özelikle Fransaya böylelikle bir ders vereceğini söylemişti.
Tükiye 12 Haziran 2011 genel seçimlerinde Asuri (Süryani ) kökenli Milletvekili adayları.
Türkiye tarihinde ilk defa 2 Asuri (Süryani) kökenli Milletvekili adaylığına seçiliyor CHP den Markus Ürek, BDP den ise Erol Dora Milletvekili adaylığına alındılar. Bu partilerden birisi CHP bir Türk partisidir,diğeri ise BDP Türk adıyla pratikte bir Kürt partisidir. CHP liler seçim kampayasında kendi partilerine oy kazanmak amcıyla sık sık Türkiyedeki Asuri (Süryani) Kiliselerine ve bazı sivil kuruluşlarını ziyaret etmektedirler, bu hereketler 1970-1977 li yıların o zamanki CHP lideri Bülent Ecevitin yaptıklarını andırmaktadırlar. BDP ise öbür partilerin yaptığı gibi aynı yolu izleyip seçim kampanyasında özelikle diyasporadeki hiç bir Asuri (Süryani) siyasi kuruluşlarına danışmadan Avrupanın bazı yerlerinde bilinçsiz ve siyasseten uzak olan Asuri Halkini toplayıp destek istiyor. Bunlar gibi oyunlar Asuri Milletine faydası hiç yoktur, bilakis zararı vardır. Neden acaba Asuri siyasi kuruluşlarına danışmıyorlar,yoksa öyle anlaşılıyorki bu Milleti hesaba bile katmıyorlar. Aslında Markus Ürek ve Erol Doranın adaylıklarıda Asuri olarak deyil, Asuri (Süryani) kökenli Türk Milletvekili olarak kabuleniyolar. Demeki bunların herhangi bir toplumu veya Azınlığı temsil etmemektedirler,eğer bunlar Asuri (Süryani) toplumunun temsilcileri olarak olsaydılar en azında aynı partide olacaklardı. Zaten şimdiki Türkiyesinde Asuri Milleti sayıları bir kaç binden ibaret bırakılmış ve asimilasyon politikalarıyla Azınlığın altına bile düşürülmüştür. Yani su anda Türkiyedeki Asurilerden Milletvekili seçilirse ne olur seçilmese ne olur veya Asuri Milleti için neleri deyiştirir. Ancak öyle bir şey varki, eğer hakikatten Türkiye Cumhürriyeti Devleti ciddi bir sekilde
İ
nsan Hakları ve Demokratileşme sürecini düzenli bir ortamda uygularsa ve bu günden itibaren Asurilerin diyasporadan kendi anavatanına dürüst bir ortamda dönme şartlarını uygularsa o zaman belki olabilir, ama öyle bir uygulamanın çok zor ve hayli uzak olduğunu düşünülmektedir.
Türkiye Cumhürriyeti Anayasası değişmeli.
Türkiye Cumhürriyeti Anayasası 12 Eylül 1980 yılıının o zamanın Genel Kurmay Baskanı Kenan Evren önderliğindeki askeri darbeden sonra ,1983 yılında Irkçı bir Anayasa ilkelerine dayalı bir şekilde hazırlanmıştır ,mesela tek Millet, tek Devlet, vs. bunlar gibi ilkelere dayalıdır. Aslında 1983 yılından evelki anayasasınında bundan pek farklı deyildi, ama Kenan Evren zamanında dahada Irkçılaştırılmış ve Türkiyede yaşayan Azınlıkların ve İnsan Haklarının tamamen ihlal etmiş bir Anayasa hazırlanmıştı. Yaklaşık 30 yıldır Türkiye Cumhürriyeti Devleti bu Irkçı ve faşist Anayasa ile yönetiliyör.
Eğer Türkiye İnsan Haklarına saygı göstermek isterse ve gerçek bir Demokrasi düzene girmek isterse, o zaman hakikatten Anayasanın baştan başa deyişmesi gerek. Yeni kurulacak Anayasada Türkiye Cumhürriyeti Devleti sınırları içinde yaşayan her kimse Irk ve Din ayırımı etmeksizin herkesin eşit Haklara sahib olmalıdır. Aslında Türkiyede temsilciler meclisi kurulmasına ihtiyaç vardır, yani Türkiyede yaşayan her Milletin temsilcileri olması lazım ve Türkiyenin Demokratileşme sürecini bunlar tarafından belirlenmesi gerek. Messela Şimdiye kadar her Vilayetin Valisi ve Kaymakamı hep Ankaradan belirleniyor, askerde ise Türk bayrağı altında hizmet yaptığına rağmen hiç bir Azınlıktan bir Komutan olamıyor, sivil hayata ise kendi örf ve adetlerini yapamıyor vs. bunlar gibi daha bir çok şeyler.

Comments are closed.